Sağ-Çev Başkanı Dursun: Temiz çevre olmadan, tam anlamıyla güvenli bir sağlık hizmetinden söz edilemez
Batman Sağlık ve Çevrecilik Derneği (Sağ-Çev) Başkanı Ömer Faruk Dursun, hasta güvenliğinin yalnızca tıbbi müdahalelerde oluşabilecek hataların önlenmesinden ibaret olmadığını belirterek temiz çevre, güvenli hastaneler ve doğru tıbbi atık yönetiminin önemine dikkat çekti.
17 Eylül Dünya Hasta Güvenliği Günü dolayısıyla değerlendirmelerde bulunan Batman Sağlık ve Çevrecilik Derneği Başkanı Ömer Faruk Dursun, insan sağlığı ile gezegenin sağlığının birbirinden ayrı düşünülemeyeceğine dikkat çekti.
İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada Dursun, hasta güvenliğinin sağlık hizmetlerinin sunulduğu çevre koşullarından temiz havaya, güvenli gıdadan tıbbi atık yönetimine kadar geniş bir alanı kapsadığını belirterek daha güvenli bir sağlık sistemi için yapılması gerekenleri anlattı.
17 Eylül Dünya Hasta Güvenliği Günü'nün önemine dikkat çeken Dursun "Bugün, 17 Eylül Dünya Hasta Güvenliği Günü. Sağlık ve Çevrecilik Derneği olarak, insan sağlığı ile gezegenimizin sağlığının ayrılmaz bir bütün olduğunu bir kez daha hatırlatıyoruz." dedi.

Ömer Faruk Dursun
"Hasta güvenliği yalnızca tıbbi müdahaleler sırasında oluşabilecek hataların önlenmesi değil"
Hasta güvenliğinin kapsamının yalnızca tıbbi müdahalelerle sınırlı olmadığını ifade eden Dursun "Hasta güvenliği; yalnızca tıbbi müdahaleler sırasında oluşabilecek hataların önlenmesi değil, aynı zamanda hastaların tedavi gördüğü çevre koşullarının, solunan havanın ve tüketilen gıdanın da güvenli olmasını kapsar. Çevre kirliliği, iklim krizi ve temiz suya erişim sıkıntıları, doğrudan insan sağlığını tehdit etmekte ve sağlık kuruluşlarımız üzerindeki yükü artırmaktadır." ifadelerini kullandı.
"Daha güvenli bir sağlık sistemi için önceliklerimiz var"
Daha güvenli bir sağlık sistemi için önceliklerinin bulunduğunu belirten Dursun "Daha güvenli bir sağlık sistemi için önceliklerimiz: Birincisi yeşil ve güvenli hastanelerdir. Sağlık hizmeti sunulan alanların enerji verimli, sıfır atık prensibine dayalı ve toksik maddelerden arındırılmış olması hasta ve çalışan güvenliğinin temelidir. İkincisi bütüncül tıp ve çevre: Hastalıkların tedavisinde çevresel faktörlerin göz önünde bulundurulması ve koruyucu sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi gerekmektedir. Üçüncüsü tıbbi atık yönetimi: Tıbbi atıkların doğaya zarar vermeden, doğru yöntemlerle bertaraf edilmesi toplum sağlığını korumanın vazgeçilmez bir parçasıdır." diye konuştu.
"Önce zarar verme ilkesi doğa için de geçerlidir"
Sağlık hizmetlerinde temel ilkelerden biri olan "Önce zarar verme" yaklaşımının çevre açısından da ele alınması gerektiğini vurgulayan Dursun "Önce zarar verme" ilkesi, sadece bedenimiz için değil, yaşam alanımız olan doğa için de geçerlidir. Temiz bir çevre olmadan, tam anlamıyla güvenli bir sağlık hizmetinden söz edilemez." dedi.
"Herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz"
Dursun, açıklamasının sonunda sağlık çalışanlarına, hastalara ve kamuoyuna çağrıda bulunarak, "Tüm sağlık çalışanlarımızın, hastalarımızın ve kamuoyunun 17 Eylül Dünya Hasta Güvenliği Günü'nü kutluyor; hem insanımızı hem doğamızı koruyan sürdürülebilir bir sağlık sistemi için herkesi sorumluluk almaya davet ediyoruz." ifadelerini kullandı. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Çorum’da boğaz ağrısı ve nefes darlığı şikâyetiyle hastaneye başvuran kişinin boğazından ameliyatla canlı sülük çıkarıldı.
Uzman Klinik Psikolog Mustafa İlhan, sosyal medyada mahremiyet konusunda önemli hususların altını çizerek, "Sosyal medya, beğeni ve yorumlarla anlık dopamin salgılayarak benlik saygısını geçici olarak yükseltiyor. Yalnızlık duygusu, 'görülme' arzusu ve 'ben de varım' ihtiyacı birleşince, mahremiyet ikinci plana düşüyor." dedi.
Okul çağında çocukların beslenme çantasında bulunan yiyecek ve içeceklerin diş çürüğü oluşumunu etkileyebildiğini dile getiren Dr. Öğr. Üyesi Elif Ayşe Tamtekin Erdoğan, “Şekerli, yapışkan ve asitli yiyecek-içecekler (meyve suları, jelibonlar, gazlı içecekler, paketli atıştırmalıklar, kraker, cips vb.) ağızda bakterilerin asit üretmesine yol açar.” dedi.