Dr. Yumuk: Aşırı sıvı kaybı kalp ve böbrekleri olumsuz etkileyebilir
Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Tugay Yumuk, yaz aylarında artan sıvı kaybının tansiyon ve kalp hastalarında ciddi sağlık sorunlarına yol açabileceğini belirterek, hastaların doktor kontrolünde ilaçlarını yeniden değerlendirmesi, bol su tüketmesi ve güneşin dik olduğu saatlerde dışarı çıkmaması gerektiğini vurguladı.
Batman'da özel bir hastanede görev yapan Kardiyoloji Uzmanı Dr. Mehmet Tugay Yumuk, yaz mevsiminin gelmesi ve hava sıcaklıklarının artmasıyla birlikte kronik hastalığı bulunan vatandaşların çok daha dikkatli olması gerektiğini belirtti.
İLKHA muhabirine değerlendirmelerde bulunan Dr. Yumuk, özellikle tansiyon ve kalp hastalarının sıcak havalarda terleme nedeniyle yaşayabileceği sıvı kaybının hayati organları olumsuz etkileyebileceğini ifade ederek tavsiyelerde bulundu.

"Sıcak havalarda tansiyon hastaları daha dikkatli olmalı"
Sıcakların başlamasıyla birlikte özellikle kronik hastalara yönelik uyarılarda bulunan Yumuk, şu ifadeleri kullandı:
"Öncelikle tansiyon hastalarına değinmek gerekirse, yaz aylarında artan sıcaklıklarla birlikte terleme de arttığı için vücut daha fazla sıvı kaybeder. Buna bağlı olarak tansiyon değerlerinde düşüş yaşanabilir. Özellikle sınırda tansiyon değerlerine sahip kişilerde bu düşüş daha belirgin hale gelir. Sıvı kaybının artmasıyla birlikte, özellikle 65 yaş üstü hastalarda baş dönmesi ve halsizlik gibi şikâyetler daha sık görülmektedir."
"İlaçlar yaz aylarında yeniden değerlendirilmeli"
Sıcak havalar bastırmadan önce tansiyon hastalarının rutin kontrollerini aksatmaması gerektiğinin altını çizen Yumuk, "Kardiyoloji ya da dahiliye takibinde olan hastaların mutlaka doktorlarına başvurarak gerekli görülmesi halinde ilaçlarının yeniden düzenlenmesi gerekir. Özellikle dirençli tansiyon hastalarında kullanılan kombine ilaçlar ve ödem söktürücü ilaçlar, vücuttan sıvı ve mineral atılımını artırarak tansiyonu düşürmektedir. Ancak yaz aylarında terleme yoluyla doğal olarak sıvı kaybı yaşandığı için bu ilaçların etkisi gereğinden fazla olabilir." dedi.
"Aşırı sıvı kaybı kalp ve böbrekleri olumsuz etkileyebilir"
Kışın kullanılan ilaç dozlarının yazın aynı şekilde devam ettirilmesinin organ yetmezliklerini tetikleyebileceğine dikkat çeken Yumuk, uyarısını şu sözlerle sürdürdü:
"Bu ilaçların yaz döneminde aynı dozda kullanılmaya devam edilmesi, aşırı sıvı kaybına neden olarak böbrek yetmezliği ve kalp yetmezliği gibi hastalıkların ağırlaşmasına yol açabilir. Kalp yetmezliği, kapak hastalığı ve damar hastalığı bulunan kişiler ile diüretik olarak adlandırılan ödem ve idrar söktürücü ilaçları kullanan hastalarda da benzer riskler söz konusudur. Sıcak havalarda artan terleme nedeniyle oluşan sıvı kaybı, bu ilaçların etkisini artırarak kalbin üzerindeki yükü artırabilir. Aynı zamanda böbrek fonksiyonlarını da olumsuz etkileyebilir. Organlar birbirine bağlı bir sistem gibi çalıştığı için bir organda yaşanan sorun zamanla diğer organları da etkileyebilmektedir."

"Yaz aylarında sıvı ve tuz dengesi büyük önem taşıyor"
Kalp yetmezliği hastalarının rutin randevu tarihlerini beklemeden hastaneye başvurmaları gerektiğini aktaran Yumuk, "Bu nedenle kalp yetmezliği bulunan tüm hastaların, rutin kontrollerini beklemeden daha erken dönemde doktor kontrolüne gitmeleri önerilmektedir. Yaz aylarında en önemli konulardan biri de sıvı dengesinin korunmasıdır. Kış aylarında günlük bir ila 1,5 litre sıvı tüketmesi önerilen hastaların, yaz aylarında artan sıvı kaybını karşılamak amacıyla su tüketimlerini artırmaları gerekmektedir. Bunun yanında tuz dengesi de büyük önem taşımaktadır. Çünkü vücutta sıvı tutulmasına en fazla neden olan etken tuzdur. Bu nedenle tuz tüketiminin dengeli olması gerekir." ifadelerinde bulundu.
"Çocuklar, yaşlılar ve kronik hastalar risk altında"
Bölgedeki yüksek sıcaklıkların oluşturduğu risk grubuna değinen Yumuk, "Karpuz ve kavun gibi yaz meyvelerinin tüketilmesinde herhangi bir sakınca bulunmamaktadır. Bu meyveler sıvı alımına katkı sağlamaktadır. Ancak tuz tüketimine daha fazla dikkat edilmesi ve ilaç dengesinin korunması büyük önem taşımaktadır. Bölgemizde yaz aylarında hava sıcaklıklarının 40-45 derecelere, hatta yaz sonuna doğru 50 derecelere kadar ulaşması önemli bir dezavantaj oluşturmaktadır. Bu sıcaklıklardan en fazla çocuklar, 65 yaş üstü bireyler ve kronik hastalığı bulunan kişiler etkilenmektedir." dedi.

"Öğle saatlerinde dışarı çıkmayın, bol su tüketin"
Vatandaşların gün içindeki hareketlerini sıcaklığa göre planlaması gerektiğini belirten Yumuk, sözlerini şöyle tamamladı:
"Güneşin en etkili olduğu öğle saatlerinde zorunlu olmadıkça dışarı çıkılmaması önerilmektedir. Serin ve gölgelik alanlarda bulunulmalı, yürüyüş gibi fiziksel aktiviteler ise güneşin etkisini kaybettiği sabah erken veya akşam saatlerinde yapılmalıdır. Güneşin en yoğun olduğu saatlerde yapılan sporun faydadan çok zarar getirebileceği unutulmamalıdır. Yaz aylarında en önemli tavsiyemiz bol su tüketilmesidir. Ayrıca özellikle kronik hastalığı bulunan kişilerin, sıcaklıkların arttığı dönemlerde rutin kontrol zamanını beklemeden doktorlarına başvurmaları, kullandıkları tansiyon ilaçlarının yeniden değerlendirilmesini sağlamaları ve mümkünse muayeneden önce bir hafta boyunca sabah ve akşam düzenli tansiyon ölçümü yaparak bu kayıtlarla birlikte doktorlarına başvurmaları önerilmektedir." (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, saatlerce aynı pozisyonda oturmanın özellikle bacak toplardamarlarındaki kan akımını yavaşlatarak pıhtı oluşumunu kolaylaştırabileceğine dikkat çekti.
Yüksek mahkeme kanser ilaçlarının SGK kapsamında karşılanması yönünde karar verdi.
Kulak çınlamasının, tek başına bir hastalık olmadığını belirten uzmanlar, altta yatan birçok sağlık sorununun habercisi olabileceğini söylüyor.
Yeşilay Şanlıurfa Şube Başkanı Aziz Çiftçi, tütün kullanımının yalnızca bireyin sağlığını değil çevreyi, ekonomiyi ve toplumu da olumsuz etkilediğini belirterek, sigara, nargile ve elektronik sigaranın sanıldığı kadar masum olmadığını söyledi.