Türkiye’nin en eski ve 52 yıllık takvim ustası Ertürker: İmsakiye ve takvim devri kapanıyor
Bursa'da yarım asırdır takvim ve imsakiye işi yapan Mesut Ertürker, basılı takvim ve imsakiyelerin son dönemlerini yaşadığını belirtti. Ertürker, dijitalleşme, ve çırak yetişmemesi nedeniyle bu alandaki talebin her geçen yıl azaldığını belirterek, bir dönem evlerin duvarlarını süsleyen ve özellikle Ramazan aylarında yoğun ilgi gören imsakiyelerin önümüzdeki birkaç yıl içinde yerini tamamen dijital uygulamalara bırakacağını söyledi.
Matbaa sektöründe 52 yılı geride bırakan Türkiye’nin en eski takvimcisi Mesut Ertürker, takvim ve imsakiye devrinin son dönemlerini yaşadığını söyledi. 1978 yılından beri takvim, 1993 yılından itibaren de imsakiye basımı yapan Ertürker, değişen alışkanlıklar ve dijitalleşme nedeniyle Ramazan ayında evlerin başköşesinde yer alan imsakiyelerin önümüzdeki yıllarda tamamen dijital ortama taşınacağını belirtti.
Türkiye’nin en eski takvimcisi Mesut Ertürker, İLKHA muhabirine yaptığı açıklamada, takvim ve imsakiye devrinin son dönemlerini yaşadığını söyledi.
Ertürker, dijitalleşme nedeniyle Ramazan ayında evlerin başköşesinde yer alan imsakiyelerin önümüzdeki yıllarda tamamen dijital ortama taşınacağını belirtti.
"Takvim ve imsakiye devrinin 5 yıllık bir ömrü kaldı"
Matbaa sektöründe 52 yılı geride bırakan Ertürker, "Türkiye'de şu an yaşayan ve imalattan gelerek mesleğini sürdüren en eski takvimcisiyim. 1978 yılından beri takvim işiyle uğraşıyorum. 1993 yılından itibaren de imsakiye işiyle uğraşıyorum. Mesleğimiz son zamanlarına gelmeye başladı. Takvim ve imsakiye devrinin 5 yıllık bir ömrü var; ancak promosyon işi devam eder. Sektörde sermayesi kuvvetli olan artık iş yapabilir. Mesleğin evrilebileceği üç ana konu var: ambalaj, etiket ve dijital baskı sanayi. Meslek bu alanlara doğru evrilecektir" dedi.

"Eğitim sisteminin getirdiği handikaplar yüzünden çırak yetişmiyor"
Matbaa sektörünün ambalaj, etiket ve dijital baskı alanlarına evrileceğini vurgulayan Ertürker, "Matbaa sektörü yavaş yavaş tarihe karışıyor. Çünkü eğitim sisteminin getirdiği handikaplar yüzünden çırak yetişmiyor. Çırak yetişmediği için bu işi devam ettirenlerin yüzde 80’i 40-50 yaş bandındadır. Onlar da bu işi en fazla 10-15 yıl daha sürdürebilir" diye belirtti.
"Oruçlular evlerinde imsakiyeleri bulunduruyor"
Son 2-3 yılda takvim ve imsakiye işlerinde ciddi düşüş yaşandığını aktaran Ertürker, "Küçük esnaf artık zorunlu kalmadıkça bu işlere girmiyor. Yapan da takvimin yanında daha ucuz kaldığı için imsakiyeyi tercih ediyor. Artık bu işi takip eden yok. Reklam için yapılıyor; "O yaptırdı, ben de yapayım" düşüncesiyle hareket ediliyor. Oruç olanlar evlerinde imsakiyeleri bulunduruyor. Orta yaşlı insanlar bunları dikkate alıyor; gençlerde ise dikkat eden yok" şeklinde konuştu.

"İmsakiyelerde kültürel açıdan, reklam dışında bir şey kalmadı"
Takvime göre daha düşük maliyetli olduğu için imsakiyenin tercih edildiğini belirten Ertürker, "Sektör hem insan kaynağı bakımından hem de teknolojik bakımdan kendini tatmin edemiyor. Çünkü güçsüz kaldı. İmsakiyelerde kültürel açıdan, reklam dışında bir şey kalmadı. Eskiden insanlar imsakiyelerin üst tarafındaki sureleri ve resimleri kesip duvarlarına asarlardı. Milletin bu duyarlılığı bitti" ifade etti.
"Gelecekte insanlar telefondaki dijital ortamdan imsakiye ve takvimi görür"
İmsakiye ve takvim basımının belli bir kuşağa hitap ettiğini söyleyen Ertürker, "İmsakiye ve takvim işleri artık zorunluluktan yerini buluyor. Zamanında bir eve 3-5 imsakiye giriyordu; şu anda bu yok artık. Gereksiz bir tüketimdi, kapitalizm bunu teşvik ediyordu. İmsakiye ve takvim belli bir kuşağın işiymiş. O kuşak da sahneden çekilmek üzere. Kuşağın 10 yıllık bir ömrü kaldı. O kuşak çekildiğinde ne imsakiye ne de takvim kalır. Herkes telefondaki dijital ortamdan imsakiye ve takvimi görür" diye konuştu. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Kitabevi sahibi Hacı Ali Doğan, Ramazan ayında Kur’an merkezli eserlere ilginin arttığını belirterek, Kur’an’ın yalnızca yüzünden okunmasının değil, manasına riayet edilerek bilinçli ve metodolojik bir şekilde okunması gerektiğini belirtti.
Konya’da Mevlana Müzesi çevresinde katran üretimi yapan Tevfik Ünalacak, çam, ardıç ve sedir katranının halk arasında bilinen kullanım alanlarını anlattı. Ünalacak, katranın cilt sorunlarından solunum yolu şikâyetlerine, hayvan bakımından ahşap korumaya kadar farklı alanlarda tercih edildiğini söyledi.
Ramazan ayına sayılı günler kala Siirt’te çarşı ve pazarlarda hareketlilik arttı. Özellikle sahur sofralarının vazgeçilmezi olan tahine yoğun talep yaşanırken, esnaf geçen yıla göre fiyatları düşürerek vatandaşın alım gücünü korumaya çalıştıklarını belirtti.