Siirt Hukukçular Derneği Başkanı Temiz: Boykot kararlılıkla sürdürülmeli
Siirt Hukukçular Derneği Başkanı Diyaeddin Temiz, Gazze’de yaşanan soykırım karşısında Müslümanların en önemli sorumluluklarından birinin işgal rejimine yönelik boykotu kararlılıkla sürdürmek olduğunu vurguladı.
İslam dünyasının sahip olduğu nüfus ve ekonomik güce rağmen ortak bir irade ortaya koyamadığını belirten Siirt Hukukçular Derneği Başkanı Diyaeddin Temiz, bu durumun aşılabilmesi için ekonomik bağımsızlık, savunma sanayisinde yerlileşme, Müslüman ülkeler arasındaki kardeşlik hukukunun güçlendirilmesi ve boykotun toplumun her kesiminde sahiplenilmesi gerektiğini dile getirdi.
Temiz, "Her gün boykotu dillendirmeye devam edeceğiz. Sıkılmadan kendi küçük dünyamızda, kendi sosyal çevremizde, kendi yaşadığımız şehirde bunu ısrarla söyleyeceğiz." ifadelerini kullandı.
"Hilafet makamının eksikliğini hissediyoruz"
İslam ülkelerinin ortak hareket edemediğine dikkat çeken Temiz, mevcut tablonun temel nedenlerinden birinin ümmet bilincini temsil edecek güçlü bir birlik anlayışının bulunmaması olduğunu ifade etti.
Temiz, bu konuda şu çarpıcı değerlendirmelerde bulundu:
"51 tane İslam ülkesinin, İslam İş birliği Teşkilatında yer alan 51 tane Müslüman ülkenin yönetimlerinin tamamı, biliyorsunuz, şeriatla yönetilmiyor. Bunlar arasındaki birlik ve beraberlik de güçlü bir birlik ve beraberliğe dayanmıyor. Burada özellikle hilafet makamının eksikliğini hissediyoruz."
İslam İşbirliği Teşkilatı’nın mevcut yapısıyla beklenen etkinliği gösteremediğini belirten Temiz, "Biz, İslam İş birliği Teşkilatı’nın ümmetçi bir politika etrafında birbirine sıkı sıkıya bağlı bir şekilde hareket edememesi sorunuyla karşı karşıyayız. Nüfus olarak ciddi bir sayıya tekabül etmektedir. Ekonomik güç olarak ciddi bir güce tekabül etmektedir. Ama bu güç, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gücü karşısında alternatif bir güç olamıyor veya başka bir güç odağı olamıyor. Önce bunun altını çizmek gerekir." İfadelerini kullandı.
"Önce gerçeğimizle yüzleşeceğiz"
Çözümün, İslam ülkelerinin kendi imkânlarını güçlendirmesinden geçtiğini vurgulayan Temiz, ekonomik ve askeri bağımsızlığın önemine işaret etti. Temiz, "Her şeyden evvel gerçeğimizle yüzleşeceğiz. Bütün İslam ülkeleri ekonomik olarak güçlenecekler. Bütün İslam ülkeleri tam bağımsızlıkları noktasında mücadele edecekler." dedi.
Savunma sanayisinde dışa bağımlılığın sona erdirilmesi gerektiğini belirten Temiz, bunun ortak üretimle de sağlanabileceğini ifade ederek "Bütün İslam ülkeleri kendi silahlarını kendileri üretecekler veyahut da aralarında sarsılmaz ittifakın olduğu İslam ülkeleriyle beraber silahlarını üretecekler. Silahta biz Batı’ya bağımlı olmayacağız." diye belirtti.
"Savunma sanayisindeki bağımsızlık boykotu güçlendirecek"
Türkiye’nin savunma sanayisinde attığı adımların önemli olduğunu belirten Temiz, bu sürecin toplumun tamamı tarafından desteklenmesi gerektiğini söyledi. Temiz, "Bu konuda ülkemizin özellikle savunma sanayinde izlemiş olduğu politikaları A’dan Z’ye 85 milyon insanın tamamen tereddütsüz alkışlaması gerekiyor." şeklinde konuştu.
Ekonomik, siyasi ve askeri bağımsızlığın güçlenmesiyle birlikte israile yönelik boykotun daha etkili sonuçlar doğuracağını dile getiren Temiz, sözlerini şöyle sürdürdü:
"Biz savunma sanayinde bağımsız oldukça, biz ekonomik anlamda bağımsız oldukça, biz siyasi anlamda bağımsız oldukça, bu bağımsızlık yelpazesini genişlettikçe; aynı şekilde israil menşeli veyahut da israil soykırımına destek veren oluşumlara karşı aktif bir boykot geliştirirsek, o zaman Müslüman ülkelerinin sesi çok daha gür çıkacak."
"Boykotu her gün dillendirmeye devam edeceğiz"
Boykotun yalnızca belirli dönemlerde gündeme getirilmemesi gerektiğini vurgulayan Temiz, bunun sürekli canlı tutulması gereken bir bilinç olduğunu ifade etti. Temiz, "Her gün boykotu dillendirmeye devam edeceğiz. Sıkılmadan kendi küçük dünyamızda, kendi sosyal çevremizde, kendi yaşadığımız şehirde bunu ısrarla söyleyeceğiz." dedi.
Temiz, Müslüman toplumlar arasındaki ayrışmaların da ortadan kaldırılması gerektiğini belirterek, birlik çağrısında bulundu:
"Gerekirse Müslüman ülkeler arasında hizipçiliğe sebep olan çeşitli unsurları ortadan kaldırmamız gerekiyor. Yani kardeşlik hukuku içerisinde hareket etmemiz gerekiyor."
"Sermayeyi de millîleştirmek gerekir"
Mevcut uluslararası düzenin İslam ülkelerine huzur getirmediğini ifade eden Temiz, ortak hareket edilmesinin önemine dikkat çekti. Temiz, "Nihayetinde bu düzenin hiçbir İslam ülkesine huzur getirmediği noktasında hepimizin bu gerçeklikle yüzleşip birbirimize destek olmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı.
İşgal rejimi ile ticari ilişkilerin de gözden geçirilmesi gerektiğini belirten Temiz, ekonomik bağımsızlığın boykotun ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi:
"Öte taraftan soykırımcı israil ile gizli veya aleni bir şekilde ticaret yapan oluşumlarla da kademeli bir şekilde uzaklaşmak gerekir. Yani sermayeyi de millîleştirmek gerekir. Sermayeyi de soykırımcı İsrail politikalarından arındırmak gerekir."
Bu adımların geleceğe olumlu katkı sağlayacağını ifade eden Temiz, "Bunu yaptığımız zaman gelecek için çok daha olumlu konuşabiliriz." dedi.
"Bu gerçeği her yerde söyleyeceğiz"
İşgal rejiminin İslam ülkeleri arasındaki ayrılıkları kendi lehine kullandığını savunan Temiz, şunları kaydetti:
"israil, İslam ülkeleri arasına nifak sokmak suretiyle, bazı İslam ülkeleriyle yakın siyasi ve ekonomik ilişkiler içerisine girmek suretiyle, içeriden İslam ülkelerinin birlik ve beraberliğini engellemek suretiyle, arkasına da Batı’yı ve Amerika’yı almak suretiyle bu soykırımı yapıyor."
Bu durumun her platformda dile getirilmesi gerektiğini belirten Temiz, sözlerini şu ifadelerle tamamladı:
"Bu gerçeği haykıracağız, her yerde söyleyeceğiz. Ancak böyle bir şeyi gerçekleştirebilirsek ben inanıyorum ki İsrail bu kadar pervasız hareket edemeyecek." (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Prof. Dr. Ali Akpınar, gençlik yıllarının, Allaha sağlam bir kullukla geçirilmesi gerektiğinin önemine değinerek, Hz. Muhammed döneminde Mekke de, Medine de ilk İslam toplumlarının ve ilk İslam devletinin gençler tarafından inşa edildiğini söyledi.
İşgal rejimi tarafından evini terk etmesi için milyon dolarlık teklifleri kabul etmeyerek direniş örneği sergileyen Ayşe Masluhi, "İşgalin baskısı altında yaşıyoruz ama Filistin topraklarında ve özellikle Kudüs'ü Şerif'te kalabilme, burada varlığımızı sürdürebilme nimetini bize lütfettiği için Allah'a hamd ediyoruz." dedi.
Hayırseverlerin Filistin için bağışladığı ve 2 farklı ülkede keserek konserve haline getiren Umut Kervanı, hazırlanan konserveleri Gazze halkına ulaştırmaya başladı.