Şair Nurullah Genç: Geçmişi bilmeyen bugünü anlayamaz
Şiir ile yönetim arasındaki en güçlü bağın ahenk olduğunu belirten Prof. Dr. Nurullah Genç, "Geçmişi bilmeyen bugünü anlayamaz. Bugünü anlayamayan geleceği inşa edemez." dedi.
Malatya'da bu yıl 12'ncisi düzenlenen Kitap Fuarı'na katılan Akademisyen-Yazar-Şair Prof. Dr. Nurullah Genç, imza günü kapsamında İLKHA muhabirinin sorularını yanıtladı.
Şiir ile yönetim arasındaki ilişkiden Rüveyda'nın temsil ettiği anlamlara, hayat hikâyesinden "Yağmur" şiirine kadar birçok konuda değerlendirmelerde bulunan Genç, geçmişin bilinmesinin bugünü anlamak ve geleceği inşa etmek açısından önem taşıdığını ifade etti.
Üniversite birinci sınıftayken dolabınızın kapağına 20 yıl sonrası için yazdığınız o stratejik hedef, tam zamanında gerçeğe dönüştü. Rasyonel ve katı kuralları olan "yönetim bilimi" ile duyguların en özgür alanı olan "şiir" arasında kurduğunuz bu köprü, hayata bakışınızı ve kaleminizi nasıl şekillendirdi?

"İnsan çalışırsa aslında ilimlerin hepsinin aynı kapıya çıktığını fark edebilir. Bütün ilimlerin sonsuz ilim sahibi Allah'ın bize gönderdikleriyle alakalı olduğunu bildiğimiz zaman rahatlıkla şiirle de yönetim arasında bir bağ kurabiliriz. Şöyle söyleyeyim. Bizim yönetim kitaplarında bir başlangıç yazısı vardır. Orada denir ki yönetim bilimi sanatların en eskisi, bilimlerin en yenisidir diye. Yönetim bir sanattır. İnsan ruhuyla alakalıdır. Şiir insan ruhunun dışında mıdır? Şiir de insan ruhuyla alakalıdır. Bazen yönetici bir beyitle, bir şiir mısraıyla emrindekileri yönlendirebilir. Şiir eğer insan ruhunun en özlü sesi ise yönetici şiirden çok rahatlıkla faydalanabilir. Ve şiirle yönetim arasındaki en güçlü bağ, ikisinin de bir ahengi gerektirmesidir. Yönetim ahenk sanatıdır. Şiir de ahenk sanatıdır."
Edebiyatımızın ikonikleşmiş gizemli figürlerinden biri olan Rüveyda, modern insanın kaçtığı ya da ulaşamadığı hangi hakikati simgeliyor? Bugünün hız çağında, "Yanılgı Saatleri"ni yaşayan ve kalabalıklar içinde yalnızlaşan modern insana Rüveyda ne fısıldıyor?

"Rüveyda naif demektir, güzel demektir. El dokununca solacak kadar güzel. Yani herkesin ufkunu süsleyen güzel neyse o, onun Rüveyda'sıdır. Bu, biri için para olabilir. Biri için makam olabilir. Biri için insan olabilir. Biri için dava olabilir. Biri için Hazret-i Peygamber olabilir. Rüveyda hepsini temsil ediyor. Ve aynı zamanda Rüveyda aslında Dante'nin İlahi Komedyası'na da bir cevaptır. Baktığınızda, Dante'yi okuduğunuzda cennet, cehennem, arafı görürsünüz. Rüveyda da üç bölümdür. Biri cennettir, biri cehennemdir, biri araftır."
Erzurum'un köy odalarında ilk eğitimini almış, gençliğinde bulaşıkçılık ve boyacılık yapmış bir çocuktan Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası Meclis Üyeliğine ve ödüllü bir şairliğe uzanan bir hayat hikâyeniz var. Bugün o ulaştığınız zirvelerden geçmişe baktığınızda, o günkü zorlukların hangisi "Omuzlarımda Dünya" kitabınızın ruhunu en çok besleyen ana damar oldu?

"Bugüne kadar yaptığımız bütün çalışmalar 'Omuzlarımda Dünya'yı şekillendirdi aslında. Yani benim işte küçük bir çocuk olarak babamın okula götürdüğü yollardan geçerken dedemin Sibirya gazisi hatıralarını gözümün önüne aldığımda, koca bir dünyayı omuzlayıp sanki Sibirya'dan Türkiye'ye dönmüş bir adam gibi düşündüğümde dedemin çektiği çileler bizim çektiklerimizin yanında çok büyüktü. Dolayısıyla 'Omuzlarımda Dünya' sadece bir anın, bir hatıranın değil, bütün bir ömrün bize ilham ettiği bir kitabın adıdır."
Türk edebiyatının modern dönemdeki en güçlü naat-ı şeriflerinden biri kabul edilen "Yağmur" şiirinizle adeta hafızalara kazındınız. Günümüzde geleneksel formların ve manevi derinliğin genç nesil şairler arasında seyreldiği bir dönemde, köklü medeniyet değerlerimizi ve divan şiiri estetiğini modern çağa taşırken en çok hangi direnç noktalarıyla karşılaştınız?

"Bu kolay bir şey değil. Çünkü siz yeni bir şey denemeye çalışıyorsunuz. Birileri eskinin yanında, birileri yeninin yanında. Köprüyü kurabilmek kolay değil. Yıllarca mücadele ettik. Bugün 50 yıldır ben sanatla uğraşıyorum. İlk şiirim 16 yaşımda yayımlanmıştı. Hâlâ aynı mücadeleyi veriyorum. Geçmişi bilmeyen bugünü anlayamaz. Bugünü anlayamayan geleceği inşa edemez. Onun için geçmişi, sanatımızı, edebiyatımızı, şiirimizi öğreneyim, bugünü anlayayım, geleceğe şiir yazayım diye uğraştım durdum. Hâlâ bunun mücadelesini veriyorum. Bu kolay değil. Okuyan kardeşlerimize, izleyen kardeşlerimize şiirin, sanatın, edebiyatın kalbinde yaşamalarını tavsiye ediyorum. Allah'a emanet olun." (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Yakın tarih üzerine kitaplar ve belgeseller hazırlayan Araştırmacı-Yazar Muharrem Coşkun, tarihî olayların tarafgirlikten uzak, belge ve tanıklar ışığında değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.
Ağrı İbrahim Çeçen Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Öğretim Üyesi Emrullah Ataseven, Avrupa genelinde yaşanan protestoların arkasındaki sebepleri değerlendirdi.
Boks sporu için kullanılan kauçuk kafanın yumruklandığı videonun sosyal medyada paylaşılmasıyla görüntünün üzerine aynı görüntüyü yeniden paylaşan Hasret Yıldırım, Mustafa Kemal'e hakaret etmekten yargılanıp 1 yıl 3 ay ceza aldı.