Doç. Dr. Kozan: Zorbalık sadece vuran değil, sessiz kalanla da güçlenir
Çocuklar arasındaki zorbalık; fiziksel, sözel ve dijital boyutlarıyla ruh sağlığını tehdit eden en yaygın sorunlardan biri hâline geldi. Uzmanlara göre zorbalıkla mücadelede yalnızca zorba ve mağdur değil, izleyiciler de kritik bir rol üstleniyor.
Günümüzde çocuklar ve gençler arasında giderek yaygınlaşan ve ciddi psikolojik sonuçlar doğuran temel problemlerden biri olarak öne çıkan zorbalık; alay etme, dışlama, dedikodu, hakaret ve özellikle dijital platformlar üzerinden gerçekleştirilen sanal zorbalıkla farklı biçimlerde karşımıza çıkıyor. Dijitalleşmenin artmasıyla birlikte çocukların anonim kimlikler altında zorbalık yapabilmesi, bu sorunu daha görünmez ancak daha yıkıcı bir hâle getiriyor.
Necmettin Erbakan Üniversitesi öğretim görevlisi, Psikolog Doç. Dr. Hatice İrem Özteke Kozan, dijitalleşmenin artmasıyla birlikte zorbalığın daha görünmez ancak daha yıkıcı bir hâl aldığını vurgulayarak, özellikle sanal zorbalığın çocuklar arasında hızla yaygınlaştığına dikkat çekiyor.
Kozan'a göre zorba ve mağdur kadar, olaya tanık olan izleyiciler de sürecin devam etmesinde ya da sonlandırılmasında belirleyici bir role sahip.
Günümüzde çocuklar arasındaki zorbalığının önemli bir problem olduğunu belirten Doç. Dr. Hatice İrem Özteke Kozan, "Akran zorbalığı günümüzde en önemli problemlerden biri hâline geldi. Çocukların ve gençlerin birbirleri üzerinde sistematik ve kasıtlı olarak fiziksel, sözel, davranışsal ya da günümüzde dijital ve sanal yollarla zarar vermesi ve güç gösterisinde bulunmasıdır. Akran zorbalığı günümüzün en temel problemlerinden biri hâline gelmiştir." dedi.
Fiziksel zorbalığın yerini dijital ve sanal zorbalığın aldığını kaydeden Kozan "Genellikle zorbalık dediğimizde en yaygın olan tür fiziksel zorbalıktır. Yani çocukların akranlarına fiziksel olarak zarar vermesidir. Ancak günümüzde dijitalleşme ve teknolojiyle birlikte sanal zorbalık dediğimiz kavram da literatüre girmiştir. Zorbalık; fiziksel güç gösterisi şeklinde olabileceği gibi, sözlü olarak da ortaya çıkabilir. Karşı tarafla alay etme, dedikodu yapma, küfür etme, kötü sözler söyleme gibi davranışlar buna örnektir. Aynı şekilde sanal ortamda da zorbalık davranışı görülebilmektedir. Mesaj yazma yoluyla taciz etme, zarar verme, alay etme, dalga geçme, farklı ve anonim kimlikler oluşturarak takip etme ve zarar verme şeklinde çok yaygın olarak karşımıza çıkmaktadır." şeklinde konuştu.
Bu durumun 3 temel noktası olduğunu vurgulayan Kozan "Akran zorbalığında üç temel kavram bulunmaktadır. Bunlardan biri zorba kavramıdır; yani zorbalığı uygulayan çocuk. Diğeri mağdur ya da kurban olarak adlandırılan, zorbalığa uğrayan çocuktur. En önemlilerinden biri ise izleyicilerdir. İzleyiciler, zorbalığı gören ve gözlemleyen, aynı zamanda zorbalığa uğrayan mağdur çocuğu fark eden ancak bu durum karşısında genellikle bir şey yapmayan ya da yapmaktan çekinen çocukları kapsamaktadır. Bu grup, üzerinde özellikle çalışılması gereken en önemli gruplardan biridir." ifadelerini kullandı.
Bu durumun çocuklarda duygusal ve fiziksel olarak ciddi sıkıntılar meydana getirdiğini söyleyen Kozan, "Zorbalık yapan çocukların özelliklerine baktığımızda; bu çocuklarda ciddi düzeyde değersizlik duyguları, düşük benlik saygısı, aile içinde şiddete maruz kalma ya da kendi gücünü karşı tarafa ispatlama isteği gibi etkenler bulunabilmektedir. Duygularını ve öfkelerini sağlıklı yollarla ifade edemeyen, duygularını tanımlamakta zorlanan çocuklar zaman zaman zorba davranışlar sergileyebilmektedir. Mağdur çocuklar ise genellikle sesi duyulmayan, aşırı kontrollü ve müdahaleci ailelerde yetişmiş çocuklar olabilmektedir. Bu çocukların benlik saygıları çoğu zaman düşük ya da yeterince gelişmemiştir. Zorbalar ve mağdurlar karşılaştırıldığında, aralarında fiziksel ya da psikolojik bir güç farklılığı olduğu da gözlemlenebilmektedir." dedi.
Teknolojinin getirdiği yeniliklerle beraber bu tür davranışların sosyal medyada da etkisini gösterdiğini belirten Özteke Kozan, "Günümüzde çocuklar daha çok sanal zorbalığı tercih etmektedir. Bunun nedeni, fiziksel zorbalık yapan bir çocuğun okul ortamında öğretmenler ve arkadaşları tarafından kolaylıkla fark edilebilmesidir. Oysa dijital ortamda çocuklar anonim isimler kullandıkları için zorbalık yapmak daha cazip ve gizli bir hâl almaktadır. Ancak dikkat çekici olan şudur ki; sanal zorbalık yapan çocuklar çoğunlukla birbirini tanıyan çocuklardır. Geleneksel zorbalık yapan, yani fiziksel ya da sözel zorbalık sergileyen çocukların büyük bir kısmı aynı zamanda sanal zorbalığı da tercih etmektedir. Genellikle bu davranışları kendi arkadaş çevreleri içerisinde, dijital ve sanal ortamlarda sürdürmektedirler." ifadelerini kullandı.
Bu durumlarla karşılaşan ebeveynlerin neler yapması konusunda da tavsiyelerde bulunan Özteke Kozan, "Bu noktada neler yapabileceğimize baktığımızda, şefkat odaklı ebeveynliğin büyük önem taşıdığı görülmektedir. İzleyicilerden daha önce bahsetmiştik. Okullarda yürütülecek rehberlik faaliyetleriyle çocukların farkındalıklarının artırılması gerekmektedir. Çünkü bazı çocuklar, özellikle küçük yaşlarda, hangi davranışların zorbalık olduğunu fark edemeyebiliyor. Örneğin bir arkadaşla alay etmenin ya da dalga geçmenin sözel zorbalık olduğunun bilincinde olmayabilirler." şeklinde konuştu.
Sözlerine son olarak akran zorbalığına uğrayan çocuklardaki etkiden bahseden ve ayrıca bu tür durumlarda sessiz kalınmaması konusunda uyarıda bulunan Özteke Kozan, "Ayrıca zorbalığa uğrayan çocuklar çoğu zaman korktukları için yaşadıklarını öğretmenlerine ya da ailelerine anlatamamaktadır. Bu nedenle hem öğretmenlerin hem de ailelerin daha şefkat odaklı bir disiplin anlayışı benimsemeleri, çocuklara güvenli bir ortam sunmaları büyük önem taşımaktadır. Son olarak izleyici konumundaki çocukların da mutlaka bilinçlendirilmesi gerekmektedir. Çocuklar, zorbalık karşısında sessiz kalmak yerine, bir zorbalık durumuyla karşılaştıklarında bunu rahatlıkla öğretmenlerine ya da okul yönetimine bildirebilecek cesareti kazanmalıdır." ifadelerine yer verdi. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
1979'da emperyalizme ve iç baskıya karşı ayağa kalkan İran halkı, İmam Humeyni'nin liderliğinde kurduğu İslam Cumhuriyeti'nin 47'nci yıldönümünü milyonların katıldığı yürüyüşlerle kutluyor. 22 Behmen ruhu, bugün yalnızca bir hatıra değil; ABD ve siyonist rejimin saldırılarına rağmen dimdik ayakta duran bir direniş iradesi olarak yeniden sahnede.
Necmettin Erbakan Üniversitesi tarih öğretim üyesi Prof. Dr. Bekir Biçer, insanlık tarihinden günümüze savaşların, küresel güç dengelerinin ve ideolojik dönüşümlerin etkisini değerlendirdi. Gazze başta olmak üzere son gelişmelerin küresel sistemi sorgulattığını belirten Biçer, toplumların kendi değerlerine sahip çıkması gerektiğini söyledi.
Seyyid Ebu'l Ala El Mevdudi'nin 1941 yılında kurduğu partinin Bangladeş'teki lideri Şafikur Rahman, ülkede 12 Şubat'ta gerçekleştirilecek seçimlerde başbakan olmaya yakın duruyor.
Bangladeşli bir doktor ve İslami siyaset yürüten Şafikur Rahman, Şubat 2026'da yapılacak parlamento seçimlerinde Cemaat-i İslami partisini yönetecek ve 2028'e kadar sürecek üçüncü dönem için parti lideri olarak seçildi.