Avukat Çetin Acu: Zorunlu aşı düzenlemesi anayasal hakları tartışmaya açabilir
Avukat Çetin Acu, TBMM’ye sunulan “Toplumsal Bağışıklığı ve Çocuk Sağlığını Korumaya İlişkin” kanun teklifinin toplumda tedirginlik oluşturduğunu belirterek, zorunlu aşı uygulamasının gönüllülük ve şeffaflık esasına dayanması gerektiğini söyledi. Acu, teklifin yasalaşması hâlinde Anayasa Mahkemesi’ne taşınabileceğini ifade etti.
10 Aralık 2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunan Yeni Yol Grubu, DEVA Partisi ve Saadet Partisi öncülüğünde verilen kanun teklifine ilişkin değerlendirmede bulunan Avukat Çetin Acu, düzenlemenin bazı yönleriyle önemli olmakla birlikte kamuoyunda ciddi kaygılara yol açtığını dile getirdi. Teklifte 13 aşının zorunlu hâle getirilmesinin öngörüldüğünü ifade eden Acu, ebeveyn rızasının devre dışı bırakılmasının ve yaptırım uygulanmasının anayasal haklar bakımından tartışma doğurabileceğini kaydetti.
Bu yasa teklifinin kimler tarafından verildiğini ve toplum nezdinde ciddi bir tedirginlik ortamına dönüştüğünü söyleyen Av. Çetin Acu, "Bildiğiniz üzere 10 Aralık 2025 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunan Yeni Yol Grubu, DEVA Partisi ve Saadet Partisi öncülüğünde bir kanun teklifi verilmiştir. Bu kanun teklifi, ‘Toplumsal Bağışıklığı ve Çocuk Sağlığını Korumaya İlişkin Kanun Teklifi’ olarak ifade edilmektedir. Söz konusu teklif bazı yönleriyle önemli bir husus olmakla birlikte, vatandaşlar nezdinde ciddi tedirginliklere de yol açmış durumdadır. Şükürler olsun ki hepimiz çocuklarımızı korumak için elimizden geleni yapıyoruz. Ancak bu kanun teklifi yasalaşırsa, içeriği tam olarak bilinmeyen 13 aşının zorunlu hâle getirileceği ifade edilmektedir." şeklinde konuştu.

Aşıların içeriği konusunda birçok soru işareti bulunduğunu ve devletin bu konuda şeffaf olması gerektiğini belirten Acu, "Kur’an-ı Kerim’de Yüce Rabbimiz ‘Kendinizi tehlikeye atmayın.’ buyurmaktadır. Bununla birlikte bazı aşıların riskli olduğu ve içeriklerinin tam olarak bilinmediği yönünde kamuoyunda endişeler bulunmaktadır. Ayrıca Anayasa’nın 17. maddesinde düzenlenen beden dokunulmazlığı ve kişi özgürlüğü hakkı da bu bağlamda önem arz etmektedir. Elbette ki bireyler istedikleri aşıyı olabilir ve güvendikleri aşıyı tercih edebilirler. Ancak devlet eliyle zorunlu tutulması hâlinde toplum nezdinde ciddi tedirginlikler ortaya çıkmaktadır. Mevcut kanun teklifi, ebeveynlerin ve velilerin rızasını devre dışı bırakarak 13 aşının zorunlu olarak uygulanmasını öngörmektedir." ifadelerini kullandı.
Aşı yaptırılmayan çocukların eğitim-öğretim hakkının ellerinden alınmasının anayasaya aykırı olduğunu söyleyen Acu, "Teklife göre aşı yaptırmayı kabul etmeyen veliler açısından ciddi yaptırımlar söz konusu olabilecektir. Çocukların ilkokul, ortaokul ve liseye devamının engellenmesi ihtimali gündeme gelebilecektir. Bu durum, Anayasa’da güvence altına alınan eğitim hakkının ihlali anlamına gelebilecektir. Ayrıca veliler için uyarı, idari para cezası ve hatta hapis cezasına kadar uzanan yaptırımlar öngörüldüğü belirtilmektedir. Bu da toplumda ciddi kaygılara yol açmaktadır." dedi.
Dünya Sağlık Örgütü’nün bu konuda anlaşmaya vardığı kişilerle ilgili durumun toplum nezdinde şüpheli bir algıya dönüştüğünü söyleyen Acu, "Bir diğer endişe ise Dünya Sağlık Örgütü’nün bu aşıları küresel ölçekte zorunlu hâle getirme çabası olduğu yönündeki algıdır. Son dönemde gündeme gelen bazı tartışmalar ve kamuoyunda yer alan iddialar da bu güvensizlik ortamını artırmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü’ne en büyük maddi desteği sağlayan isimlerden birinin Bill Gates olması da bazı vatandaşlar arasında şüpheyle karşılanmaktadır." şeklinde konuştu.
Aşı konusunda devletin vatandaşlara karşı aşının içeriği hakkında şeffaf ve gönüllülük esaslı bir yol izlemesi gerektiğini vurgulayan Acu, "Devletin bu noktada yapması gerekenin zorlayıcı ve cezalandırıcı bir yaklaşım yerine, aşı içerikleri konusunda şeffaf bir bilgilendirme süreci yürütmek olduğu kanaatindeyim. Zorunluluk yerine gönüllülük esasına dayalı bir aşı takvimi oluşturulması hâlinde hem toplumsal güven artacak hem de aşılara yönelik teveccüh yükselecektir." dedi.

Katı kurallarla değil, şeffaf bir yönetim anlayışıyla ele alınması gerektiğini ayrıca bu yasanın Anayasa Mahkemesi’ne taşınabileceğini ve iptal edilmesine kadar gidilebileceğini söyleyen Acu, "Zorla güzellik olmaz. Zorlama yöntemlerle istenen sonucun elde edilip edilemeyeceği de belirsizdir. Pandemi sürecinde toplumsal bağışıklığın önemini hep birlikte gördük. Ancak şeffaf yönetim ve açık bilgilendirme süreci bu noktada vazgeçilmezdir. Hukuki açıdan bakıldığında, söz konusu kanun teklifinin yasalaşması hâlinde Anayasa Mahkemesi’ne taşınması ve iptal talebiyle yargı denetimine konu edilmesi muhtemeldir. Zira Anayasa’nın 17. maddesi kapsamında beden dokunulmazlığı hakkı gündeme gelebilecektir." ifadelerini kullandı.
Sözlerine son olarak Dünya Sağlık Örgütü’ne körü körüne bağlı kalmak yerine yerli ve millî ilaç üretimi yapılması gerektiğini vurgulayan Acu, "Kendi aşılarımızı geliştirerek vatandaşlarımıza sunmamız mümkündür. Ancak bunun zorunlulukla değil, gönüllülük esasına dayalı bir program çerçevesinde yapılmasının daha sağlıklı olacağı kanaatindeyim." şeklinde konuştu. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Gazze'de on binlerce Filistinlinin şehit edildiği, şehirlerin enkaza döndüğü, kadın ve çocukların açlıktan kırıldığı bir ortamda siyonist rejim sözde Savunma Kuvvetleri'nin sosyal medyadan paylaştığı "Hayırlı Ramazanlar" mesajı vicdanlarda karşılık bulmadı.
Başkan İhsan Dal, Ramazan ayı dolayısıyla yaptığı açıklamada; adil fiyat, dürüst ticaret ve toplumsal dayanışma vurgusu yaparak tüm esnaf ve iş dünyasını Ramazan’ın ruhuna uygun hareket etmeye davet etti.
İşgalci NSO şirketinin Pegasus yazılımıyla gündeme gelen siber casusluk tartışmalarına şimdi "Graphite" adlı yeni bir program eklendi. Paragon Solutions tarafından geliştirilen yazılım, "bulut güvenini" hedef alan yöntemleriyle dijital mahremiyet açısından yeni bir aşamayı temsil ediyor.