İlahiyatçı Yazar Çakmak: Çağın tarzına değil, Allah'ın farzına itaat etmeyi çocuklarımıza öğretmeliyiz
HAKSİAD'ın Ankara'da düzenlediği 6. İş Adamları Buluşması'nda konuşan İlahiyatçı Yazar Süleyman Çakmak, çocukların İslami değerlerle yetiştirilmesi gerektiğini belirterek, "Çağın tarzına değil, Allah'ın farzına itaat etmeyi çocuklarımıza öğretmeliyiz." dedi.
Hak Sanayici ve İş Adamları Derneği (HAKSİAD) tarafından "Ahlaklı Ticaret Güçlü Türkiye" temasıyla Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde düzenlenen 6. İş Adamları Buluşması'nda konuşan İlahiyatçı Yazar Süleyman Çakmak, mahremiyetin aileden başlayarak çocuklara doğru şekilde öğretilmesi gerektiğini belirtti.
Çakmak, "Bugün aile ve sosyal medyada mahremiyet konusuyla bir aradayız. Bununla ilgili tabii sunumumla ilgili önce bir kaynaklar; ayetlerden ve hadislerden bir tarama yaptım. Arkasından, günümüzde bununla ilgili bilimsel yapılmış çalışmalar yani kitaplar, makaleler, bununla ilgili basılmış eserlerin tamamında uzun bir araştırma ve incelemenin sonucunda bu slayt, bu sunum oluştu. Tabii ben Arapça, İngilizce, Farsça eğitimi aldım ama bunun istatistiğini de inceledim ama bunların hiçbirisini sunmayacağım. Daha sade bir şekilde, daha anlaşılır bir şekilde sunacağım. Konumu dörde böldüm: Mahremiyet ve ailede mahremiyet: (13 kural), Çocuk mahremiyet eğitimi: Çok önemli, (45 formül) toplumsal hayatta mahremiyet: (4 ana kural), Sosyal medyada mahremiyet: Ki gene çok önemli (30 formülle) biz bu konuyu işlemiş olacağız." şeklinde belirtti.
"Kelime olarak mahrem ne demek?"
Mahremiyetin ne olduğuyla ilgili bilgi veren Çakmak, "Madem konumuz mahremiyet, önce mahremiyet nedir bundan bahsetmemiz lazım. Mahremiyeti anlatabilmek için de mahrem ne demek? Kelime olarak mahrem ne demek? Mahrem, Arapça haram kelimesinden geliyor. Haram kelimesi, evlenilmesi haram kişi kastediyoruz biz burada. Yani 'Bu benim mahremim.' dediğimizde bununla benim evlenmem yasak, haram anlamı taşıyor. Namahrem dediğimizde, na Arapça, şey Farsça olumsuzluk edatıdır, namahrem haram olmayan demek. Yani bununla evlenmem haram değil, ben bununla evlenebilirim demek. Peki, bir de evlendiğimiz kişi var. Evlendiğimiz kişi bizim mahremimiz mi, namahremimiz mi? Evlendiğimiz kişi ikisi de değil, evlendiğimiz kişi bizim helalimiz oluyor artık. Mahrem ya da namahrem demiyoruz ona." dedi.
"Kimler mahremdir, kimler evlenilmesi haram kişilerdir?"
Konuşmasının devamında Çakmak, şunları aktardı: "Kimler mahremdir, kimler evlenilmesi haram kişilerdir? Bunlara bakacağız şimdi. Nesep haramlığı var. Ekranda görüyorsunuz anne, baba, büyükanne, büyükbaba, kız, oğlan, kız ve erkek kardeş, kardeşlerin kızları, oğulları, hala, amca ve teyze, dayı. Bu biliniyor zaten ama bir de bilinmeyen süt kardeşliği, süt haramlığı var. Eskiden Osmanlı medreselerinde bunlar okutulurdu ve bilinirdi ama sonradan artık bilinmez hale getirildi. Şu an bunun eğitimi okullarda verilmediği gibi bunun eğitimi camilerde bile neredeyse verilmiyor.
Bakın, yan yana yazmaya çalıştım. Nasıl anne ve babayla evlenmek haramsa süt anne ve süt babayla evlenmek de haramdır. Süt mahremiyeti nasıl oluşuyor? Bir çocuk, eskiden köylerde olurdu, dünyaya geldiğinde anne tarlaya giderken komşu çocuklu, komşu hanım da çocuk dünyaya getirmiş, 'Ya benim çocuk sende kalsın, ağlarsa emzirirsin.' derlerdi. İşte Şafii'ye göre Hanefi'ye göre bu emme sayısı değişiyor ama işin fıkhı boyutuna girmeyeceğim, sonuçta bir çocuk bir başka anneden emerse o onun süt annesi olur ve süt annelik bakın aynı zamanda süt kız, süt erkek, süt kardeş, süt hala, süt amca aynı nesep haramlığı gibi haramlık oluşur. Bu bilinmezse ne oluyor? Şöyle sıkıntılar oluyor. Ama süt olarak haram olanlarla da evlenilmesi haramdır."

"Bazen 'mahrem konular ayıp konular' diye anlatılmıyor, bu sefer daha büyük sıkıntılara yol açıyor"
Çakmak, "Peki, süt haramlığını bilmezsek ne oluyor? Babam emekli müftüdür. Bir gün Kırşehir Müftülüğü yaparken televizyon programına katılıyor. İşte bu süt haramlığından falan bahsediyor. Bir kadıncağız bağlanıyor telefonla canlı yayında, televizyona bağlanıyor. Diyor ki: 'Müftü hocam, ya siz süt haramlığından bahsettiniz. Anlattığınıza göre benim eşim benim süt kardeşim. Ben ne yapacağım?' Üç tane de yetişkin çocuk var. Yani ne yapacağı belli, haram. Her birlikte oluş zinadır, her vakit geçiriş haramdır. Boşanılması lazım. Ama sıkıntılı bir konu. 'Ya yanlış mı biliyorsunuz?' falan diye soruyor babam. 'Yok.' diyor, 'Kesin eminim.' diyor, 'Eşimle de şey annemle de konuştum. Kesinlikle eşim benim süt kardeşim.' Kardeşleriyle evlenilir mi? Evlenilmez. İş Diyanet'e soruluyor, fetva kuruluna falan. Oradan da aynı cevap geliyor; boşanmaları gerekiyor.
Yani işte bu konu bilinmezse aslında çok önemli, çok ciddi konular. Ama bu konular bazen 'mahrem konular ayıp konular' diye anlatılmıyor ya da söylenmiyor, bu sefer daha büyük sıkıntılara yol açıyor. Halbuki ilimde mahrem olamaz. Hanım sahabiler Peygamber Efendimiz'e gelmişler, en mahrem soruları sormuşlar. Erkek sahabiler Hazreti Ayşe validemizden en mahrem konuları öğrenmişler. Din buna cevaz veriyor. O cevaza binaen biz de rahatça anlatıyoruz ki önemli konular atlanmasın diye." şeklinde konuştu.
"Bizim mahremiyet anlayışımız Allah'ın çizdiği sınırlar olmak zorundadır"
Çakmak, "Biraz da ona değinelim. Yakın akrabalar arasındaki ebedi evlilik yasağına biz mahremiyet diyoruz. Başka? Sadece bu değil ki mahremiyet. Mahremiyet aynı zamanda kişinin vücut, cinsellik, ev, duygu, düşünce ve davranışlarındaki özel, gizli, sır, yasaklı alana da mahremiyet denir. Bunlar da mahremdir. Yani bir kimsenin gizli duygularını araştıramazsınız. Bir kimsenin sırrını, cinselliğini araştıramazsınız. Bunlar mahremdir; ayıptır, yasaktır. Mahremiyet tabii kültürlere göre değişir, İngiliz'in mahremiyetiyle bir bizim mahremiyet anlayışımız değişir.
Ama biz mademki halkın çoğunluğu Müslüman bir ülkede yaşıyoruz, İslam'ın ağırlıklı olduğu bir ülkede yaşıyoruz; sözlerde de olsa gerçekte de olsa bizim mahremiyet anlayışımız Yaratıcı'nın çizdiği sınırlar olmak zorundadır. Peki, Yaratıcı ne diyor bize? Kişinin özel hayatının tecessüs, casusluktan geliyor, özel hayatının araştırılması, başkalarına aktarılması, gıybet, ve herkese ilanı İslam'ya göre yasaktır. Bakın, bu adam ne yapıyor? Kapının deliğinden bir başka evi dikizliyor. İslam'da bu yoktur, haramdır." ifadelerine yer verdi.
"Tesettürde mahremiyet vardır"
Çakmak, "Peki, mahremiyet çeşitleri: Vücut mahremiyeti: Avret bölgesi; erkeğin erkeğe, erkeğin kadına, kadının erkeğe, kadının kadına. Bunlar fıkıh kitaplarının temel konularındandır ama biz bunlara girmeyeceğiz, bilinsin diye ekrana koyduk. Vücudun da mahremiyeti vardır, her yerimizi herkese gösteremeyiz. Tesettürde mahremiyet vardır: Ev kıyafetlerinde; özel kıyafetler kurcalanmaz, izinsiz kullanılmaz, edebe aykırı kıyafetler giyilmez, iç çamaşırları ortalıkta da bırakılmaz. Buraya aktardığım her şey aslında hayatta yaşadığım, 20 küsur yıllık öğretmenlik ve idarecilik tecrübem, şu anda üniversitedeyim, bunların getirdiği birikim. Niye buraya koyuyorum? Ya mesela, annelere çok iş düşüyor burada.
Çocukları yetiştirirken babalar da gelecek birazdan ama. Yani benim oğlum, hukuku bitiren bir oğlum var, daha üniversitede öğrenciyken gençleri böyle kampa götürdüler lise öğrencileri. Diyor ki: 'Baba, ya çocuk çıkarıyor çamaşırını bırakıyor orada.' diyor, 'Biz tiksiniyoruz onu almaya, yerine koymaya.' Yani onu bir katlamaya ya da kirli poşetine, kirli sepetine koymaya aciz. Yani böyle aciz evlatlar yetiştirmememiz lazım. Erkek de olsa kız de olsa çamaşırını ortalıkta bırakmaması gerektiğini, toplaması gerektiğini bilmesi gerekiyor." şeklinde belirtti.
"Bizim hayatımız İslam'a uygun olmazsa kızlarımız ve evlatlarımız ileride tesettüre girmekte zorlanır"
Kız ve erkekler için tesettürün önemine değinen Çakmak, şunları söyledi: "Erkek ve kız için tesettürü için önce biz Müslümanca yaşamalıyız. Yani bizim hayatımız İslam'a uygun olmazsa kızlarımız ve evlatlarımız ileride tesettüre girmekte zorlanıyorlar. Önce zihnimizi hazırlayacağız, çocuğumuzun da zihnini hazırlayacağız. Çocuğu daha küçükken alıştırmamız gerekiyor. Sonra öğretmen seçimine dikkat edeceğiz. Çünkü ben biliyorum öğretmenlikten, 'Hocam' diyor derse girdiğim sınıfta öğrenci lisede, 'Sizden önceki öğretmen' şey ortaokuldaydı, 'Sizden önceki öğretmen Türkçe öğretmeniymiş, ezan okunuyordu' diyor, 'Ya gene mi şu ezan, kapat şu pencereyi be!' deniliyor.
Bunu duyan çocuk o öğretmeni seviyorsa ezana karşı daha nefret edilmesi gereken bir şey gibi bakıyor. O yüzden çocuklarımızın öğretmenlerine de dikkat edeceğiz. Belki bir kelimesi çocuğumuzun ileride çok farklı bir çocuk olmasına yol açabiliyor. Arkadaş seçimine dikkat edeceğiz. Kızımız 18 yaşına gelmiş, geliyor vatandaş: 'Ya hocam, benim kızım tesettüre girmek istemiyor.' Zaten 18 yaşında, o saate kadar alışmadıysa girmez. Çünkü onlar etkilendiler. Arkadaşları dedi ki: 'A ne biçim olmuşsun, örtünmüşsün.' dedi, çocuğun zihniyeti bozuldu. O yüzden çocuklarımızın arkadaşlarını da dikkatli seçeceğiz, oyunlarına ve izlediklerine de dikkat edeceğiz ki zihnen hazır olsun."

"70 yaşına da gelse bir insan hevesi geçmiyor"
Davamla Çakmak, "Ve şunu demeyeceğiz, şurada yazıyor: 'Çocuk daha yaşı küçük, hevesini alsın.' demeyeceğiz. Çünkü 70 yaşına da gelse bir insan hevesi geçmiyor. Bakın, adam 70 küsur yaşına gelmiş hala evleneceğim diye uğraşıyor. Geçiyor mu heves? Heves geçmez. O yüzden çocuğumuzun hevesi geçsin demeyeceğiz. Baskı mı yapacağız? Hayır, baskı da yapmayacağız. 'A kızım ne güzel oldu, a oğlum ne güzel oldu takke, şalvar daha yakıştı sana.' gibi çocukları daha küçükken alıştıracağız. Yoksa belli bir yaştan sonra, 16, 18, 20 yaşına gelmiş, alışmaz artık o çocuk." dedi.
"Erkek bakmayacak, kadın da baktırmayacak, açılmayacak"
Son olarak Çakmak, "Erkeğin de tesettürü göz kapaklarındadır. Erkek bakmayacak, kadın da baktırmayacak, açılmayacak. Tüm suç hanımlarda? Hayır. Tüm suç erkeklerde? Hayır. Tesettür İslam'da erkeğe de kadına da, emir ve yasaklar İslam'da erkeğe de kadına da, helal ve haram İslam'da erkeğe de kadına da. 'Efendim erkek ne yaparsa yapar, hanım...' Olmaz öyle şey, İslam'da erkek ne yaparsa yapar diye bir şey yok. Erkek de adam gibi adam olacak, hanım da hanım gibi adam olacak. Yok öyle erkek şunu yapabilir, erkek şunu yapamaz. Haramsa erkeğe de kadına da haramdır.
Tesettürün içi boşaltılmayacak. Yani internette, sağda solda saçma sapan fotoğraflar görüyoruz; tesettür bunlar değildir. Tesettür dediğimiz dikkati çekmeyecek, 'Ben buradayım, bana bakın.' demeyecek şey tesettürdür. Erkek de kadın da buna dikkat edecek. Eskiden tesettürümüz farklıydı, yıllar içerisinde tesettür çok saçma bir noktaya gitti ve daha nereye gidecek? Hani 'değişim' falan diyoruz ya, bazen değişmemek, gelişmemek daha iyi olabiliyor. Çünkü bakıyorsunuz tesettür değişiyor değişiyor, artık tesettürlükten çıkıyor. Artık bu mahremiyet sınırlarını çiğniyor, artık tesettürden uzaklaşıp tamamen saçma bir noktaya gelebiliyoruz. O yüzden erkek ve kız evlatlarımıza; 'Seni saçın, kaşın, başörtü rengin, rujun, cinselliğin için değil; seni kişiliğin, zekan, karakterin, edebin, ahlakın için beğensinler.' diyeceğiz. Çağın tarzına değil, Allah'ın farzına itaat etmeyi çocuklarımıza öğreteceğiz ve bizler de bu şekilde yaşayacağız." ifadelerine yer verdi. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
HAKSİAD Genel Başkanı Vedat Turgut, Ankara'nın Kızılcahamam ilçesinde düzenlenen 6. İş Adamları Buluşması kapsamında kurulan tanıtım stantlarını ziyaret ederek, sektör temsilcilerinden çalışmaları ve faaliyet alanları hakkında bilgi aldı.
Van'ın Tuşba ilçesinde, 3.1 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi.
İstanbul Silivri'de yol kenarındaki otluk alana devrilen yolcu minibüsündeki 2 kişi hayatını kaybetti, 10 kişi yaralandı.