Yahudi çeteler Batı Şeria'da 24 saatte 14 saldırı düzenledi
İşgal altındaki Batı Şeria'da siyonist yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları hız kesmeden sürüyor. Son 24 saatte 14 saldırı kayda geçerken, Birleşmiş Milletler verilerine göre 2026'nın başından bu yana yerleşimci saldırılarında 1040'tan fazla Filistinli yaralandı.
İşgal altındaki Batı Şeria'da siyonist yerleşimcilerin Filistinlilere yönelik saldırıları giderek yayılıyor.
Evler, tarım arazileri, araçlar ve geçim kaynaklarının hedef alındığı saldırılar, özellikle Nablus, Ramallah, El Halil, Beytüllahim ve Ürdün Vadisi çevresinde yoğunlaşıyor.
Filistin Enformasyon Merkezi'nin haberine göre, son 24 saatte Batı Şeria'nın farklı bölgelerinde 14 saldırı gerçekleştirildi. Saldırılarda Filistinlilerin mülkleri zarar görürken, tarım arazileri hedef alındı ve bir ambulans ile sağlık görevlisi de saldırılardan etkilendi.
Saldırıların münferit olaylar olmaktan çıkarak Filistinlilerin günlük yaşamını, hareket özgürlüğünü ve geçim kaynaklarını doğrudan etkileyen sürekli bir baskı mekanizmasına dönüştüğü belirtiliyor.
Yeni yerleşim noktaları kuruluyor
Ürdün Vadisi'nde siyonist yerleşimciler, geçici konut ve yapılar yerleştirerek "Pitron" adını verdikleri yeni bir tarım ve hayvancılık yerleşim noktası kurdu.
Ramallah'ın doğusundaki Ümm Safa köyü yakınlarında da yeni bir yerleşim çadırı kuruldu.
Filistinlilerin tarım arazilerine yönelik saldırıların yanı sıra yeni yerleşim noktalarının kurulması, bölgede toprakların fiili olarak ele geçirilmesine yönelik sürecin devam ettiğine işaret ediyor.
Birleşmiş Milletler, ağustos ayında Kusayra beldesinde yaşanan saldırılarla ilgili olarak da yerleşimci şiddetinin bölgedeki Filistinlilerin evlerine ve geçim kaynaklarına yönelik ciddi tehdit oluşturduğu uyarısında bulunmuştu.
BM'ye göre Kusayra'nın batısında, Kasım 2025'te yeni bir yerleşim noktası kurulmasının ardından Filistinliler tekrarlanan ev baskınları, fiziksel saldırılar, kundaklama ve mülk tahribatıyla karşı karşıya kaldı.
Nablus ve Beytüllahim'de Filistinlilerin mülkleri hedef alındı
Nablus'ta yerleşimciler El-Arme Dağı ile Avarta beldesine baskın düzenleyerek ırkçı sloganlar yazdı. Ayrıca Lübnan eş-Şarkıyye köyünün girişinde Filistinli bir ailenin evine saldırmaya çalıştı.
Beytüllahim'de ise Hallet en-Nahle bölgesindeki bir Filistinlinin evine saldırı düzenlendi. Saldırı sırasında işgalciler gaz ve ses bombaları kullandı. Hılayil el-Luz bölgesinde de Filistinlilerin tarım ürünleri tahrip edildi.
El Halil'de çiftçiler ve üzüm bağları hedef alınırken, tarım arazilerinden birine el konulduğu ve araziye işgal bayrakları dikildiği bildirildi.
Kusayra'da üç aile 29 gündür kuşatma altında
Nablus'un güneyindeki Kusayra beldesinde üç Filistinli ailenin evlerine yönelik kuşatma ise 29'uncu gününe girdi.
Kuşatmanın, yerleşimci saldırılarının anlık bir şiddet eyleminden sürekli baskı yöntemine dönüştüğünü ortaya koyduğu belirtiliyor.
Bölgedeki ailelerin evlerine, arazilerine ve temel ihtiyaçlarına ulaşmalarının kısıtlandığı aktarılıyor.
Birleşmiş Milletler daha önce Kusayra'daki üç Filistinli ailenin yerleşimci saldırılarının ardından tecrit edilmiş durumda olduğunu bildirmişti.
2026'da 1540'tan fazla saldırı
Birleşmiş Milletler İnsani İşler Koordinasyon Ofisinin (OCHA) verileri, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetinin boyutunu ortaya koyuyor.
OCHA, 2026'nın başından ağustos sonuna kadar Batı Şeria'da 1540'tan fazla yerleşimci saldırısı kaydetti. Bu saldırılarda yaklaşık 1040 Filistinli yaralandı. Yalnızca 11-24 Ağustos tarihleri arasında 80 yerleşimci saldırısı tespit edildi, bu saldırılar yaralanmalara ve mülklerin zarar görmesine yol açtı.
Birleşmiş Milletler verileri, saldırıların yalnızca fiziksel yaralanmalarla sınırlı kalmadığını da ortaya koyuyor. Evlerin yakılması aileleri yerinden ederken, zeytin ağaçlarının ve tarım ürünlerinin tahrip edilmesi Filistinlilerin geçim kaynaklarını yok ediyor. Yollara getirilen kısıtlamalar ve yeni yerleşim noktalarının kurulması ise köyler arasındaki ulaşımı ve Filistinlilerin topraklarına erişimini giderek zorlaştırıyor.
Siyonist yerleşimci şiddeti zorunlu göç riskini büyütüyor
Batı Şeria'nın özellikle tarım ve hayvancılıkla geçinen bölgelerinde saldırılar, Filistinlilerin topraklarından aşamalı olarak uzaklaştırılması riskini artırıyor.
BM, daha önce yayımladığı değerlendirmelerde yerleşimci şiddetinin ev baskınları, fiziksel saldırılar, kundaklama, hırsızlık ve mülk tahribatı gibi farklı biçimlerde gerçekleştiğini ve bazı Filistinli toplulukların bu saldırılar nedeniyle yaşam alanlarını terk etmek zorunda kaldığını bildirmişti.
Ağustos sonunda yayımlanan BM verilerine göre de 2026 boyunca yerleşimci saldırılarıyla bağlantılı olarak 1040'tan fazla Filistinli yaralandı. Aynı dönemde işgal altındaki Batı Şeria'da yerleşimcilerin saldırıları nedeniyle yüzlerce Filistinli topluluğun etkilendiği belirtildi.
Böylece son 24 saatte kaydedilen 14 saldırı, Batı Şeria'daki yerleşimci şiddetinin münferit olaylardan oluşmadığını, Filistinlilerin evlerini, topraklarını ve geçim kaynaklarını hedef alan daha geniş ve süreklilik kazanmış bir baskı düzeninin parçası olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. (İLKHA)
YASAL UYARI: Yayınlanan yazılı haber, fotoğraf ve videonun tüm hakları İlke Haber Ajansı Basın Yayın San. Tic. A.Ş.'ye aittir. Hiçbir surette haber, fotoğraf ve videonun tamamı veya bir kısmı yazılı sözleşme yapılmadan veya abone olmadan kullanılamaz.
Gazze'nin orta kesimindeki Nuseyrat Mülteci Kampı'nda, siyonist rejimin saldırısıyla yıkılan Mühendisler Kulesi'nin enkazında kalan onlarca şehidin naaşını çıkarma çalışmalarının yeni aşaması başlatıldı. Sivil Savunma ekipleri, ağır yıkım ve imkân yetersizliğine rağmen çalışmalarını sürdürüyor.
Haaretz, siyonist rejimde üst düzey yetkililerin Gazze'deki "Barış Konseyi" ile iş birliği yapmayı reddettiğini ve bu tutumun ABD'li yetkililere iletildiğini yazdı. Gazetedeki habere göre, Gazze planının uygulanmasındaki tıkanıklığın yaklaşan siyonist rejim seçimleriyle de bağlantılı olduğu belirtiliyor.
Eski Avustralya İnsan Hakları Komiseri ve Birleşmiş Milletler Soruşturma Komisyonu üyesi Chris Sidoti, Gazze'de yaşananların uluslararası hukukun sistematik biçimde hiçe sayılması anlamına geldiğini belirterek "Gazze'de yaşananlar uluslararası hukukla alay etmektir. Böyle bir şey daha önce hiç olmadı." değerlendirmesinde bulundu.